1990’ın ilk yarısından sonra doğan, Z kuşağı olarak adlandırılan ve hayatlarını televizyon, bilgisayar, tablet ve akıllı telefondan oluşan dört ekrandan en az birine bakarak geçiren yepyeni bir nesille birlikte yaşıyoruz artık. Bu yeni hayatımızda iletişim kurmak o kadar kolay ki, her şey parmaklarımızın ucunda. Mesajlaşma, beğeni ve paylaşım üzerine kurgulanan dijital çağ, duygu ve düşüncelerin anında aktarılmasını mümkün kılıyor. Dijital çağ teknolojisiyle birlikte, bireyselleşme ve toplumsal yalnızlaşma gibi olgular da tüketim eğilimlerimizi ve alışkanlıklarımızı değiştiriyor. Ama unutulmaması gereken tek şey, hâlâ birer insan olduğumuz.

Önemi gitgide artan dijital pazarlama, pazarlama dünyasında kendine ciddi bir yer edinmeye başlıyor. Geleneksel medya olarak bilinen televizyon, dergi ve gazete gibi mecralarla fark gösteren dijital pazarlama mobil cihazlar, sosyal medya, online video, web-TV-dizi reklamları, display reklam kullanımı ve arama motoru olarak sıralanabilecek interaktif mecraları içinde barındırıyor. Markanın dijital stratejisine bağlı olarak üç ana başlıkta toplayabildiğimiz bu mecraların esas görevi, markayla tüketici arasında bir çekim gücü oluşturarak marka bilinirliğini sağlamak, deneyime dayalı pazarlama oluşturmak ve duygusal bağ kurmak, yani sadakat oluşturmak.

Markanın tüketicisiyle arasında 7/24 ilişki kuran, bilinirliğin artırılmasında aktif rol üstlenen, marka imajının geliştirilmesi, ürün ve hizmetlerin satışının sağlanması için tasarlanmış olan online aktivite programı her zaman hayatımızda. Farklı, dikkat çekici, özel uygulamalar yapılabilirliği açısından çok değerli bir iletişim aracı olan dijital pazarlama, bu yeni online iletişim modeliyle hedef kitleye ulaşma açısından da çok önemli. Markalarımızın dijital kimliğini inşa ediyoruz. Bu kimlikte önemli olan, internet ortamında bizi kaç kişinin takip ettiği değil, bizim kaç ilgili kişiye içerik ürettiğimiz. Sosyal ortamda hedef kitlenin dikkatini çekmek ve bunu her daim canlı tutmak için onların kalbine ve ruhuna hitap eden içerikler üretmek gerekiyor. Ürettiğimiz kaliteli içerik sayesinde takipçilerimizin hayatlarında dijital ayak izleri bırakıyoruz. Bıraktığımız ayak izleri bizim, yani markamızın özgeçmişini oluşturuyor. En ilginç olanı da bu özgeçmişin hiçbir zaman silinemiyor olması.

Tüm dünya üzerinde toplam 43 ülkede merkezleri olan Interactive Advertising Bureau Türkiye merkezinin açıklamasına göre dijital reklam yatırımları, 2014’ün ilk altı aylık döneminde, 2013’ün aynı dönemine göre yüzde 20,1 büyüyerek yalnızca altı ayda toplamda 650 milyon TL’ye ulaştı. Peki, bunun anlamı ne? Bunun anlamı dijital pazarlamanın hiç de hafife alınmayacak kadar önemli olduğu. Bu pazarlama kanalı, önümüzdeki en az on yıl boyunca ciddi bir ivmeyle büyümeye devam edeceğe benziyor. Pazarlama iletişim yöntemlerinde bu kadar önemli bir paya sahip olan dijital pazarlamanın, şirket yönetimi tarafından göz ardı edilmeyip, doğru stratejiyle değerlendirmesi gerekiyor. Pazarlama ölçümlemesinin gerçek anlamda yapılamadığı ve yıllardır bir sorun olan konunun, doğru dijital pazarlama stratejisiyle ölçümlenebilen iletişim mecrası olması, şirket yönetiminin biraz olsun nefes almasını kolaylaştıracağına inanıyorum.