Ülkeye gelen veya ülkeden çıkan yolculara satış yapmak üzere oluşan, kısaca antrepo olarak adlandırılan gümrüksüz mağazacılığın hikâyesi 1940’li yıllara dayanmakta olduğunu biliyor muydunuz? İlk olarak İrlanda ketenlerini ve o ülkeye ait hediyelik eşyaları yabancı yolculara tanıtmak için İrlanda’da bir kiosk satış noktasıyla hayatımıza giren bu gümrüksüz yeni dönem mağazacılığı, o yıllar içinde önemli bir girişimcilik modelinin ilk ve en önemli adımını oluşturmuştur. Sağladığı alışveriş olanaklarının yolcuların dikkatini çekmesiyle başlayan gümrüksüz mağazacılık serüveni, bugün kendine ait konseptiyle tüm dünyaya oldukça ilgi gören, aranan, karlı ve kazançlı niş bir sektör halini almıştır.

Genellikle kozmetik, parfüm, içki, sigara gibi ürün yelpazesine sahip olan bu niş sektör, 1969’li yıllarda Almanya’nın ürün gamının içine tereyağını da dahil etmesiyle, kendi alanında ilk defa yiyecek kategorisini de içinde barındırmaya başlamıştır. 1990’lı yıllarda bunlara ilave olarak; peynirler, şekerlemeler, çaylar, kahveler, her türlü giyim eşyası, aksesuar, deri, ayakkabı, çanta, mücevher, oyuncak vb. gibi kategorilerinde dâhil olmasıyla, ürün çeşitliliğinin gittikçe arttırarak içinde bulunduğu pazarın büyümesine de oldukça katkı sağlamıştır. Ancak, 1999’dan sonra Avrupa Birliği ülkeler için başlayan gümrük sorunu konuları bu sektörü zorlu bir sürece sürüklemiş ve olumsuz yönde etkilemiştir.

Günümüzde gümrüksüz mağazacılığın alışverişinin çoğunluğunu gerçekleştiren müşteri profiline baktığımızda; tatilciler, sık seyahat edenler, vergilerin yüksek olduğu ülkelerden gelen ziyaretçilerle, iş insanları oluşturmaktadır. Tüm bunları göz önünde bulundurduğumuzda, gümrüksüz mağazalardan alışveriş yapanların, bu mağazacılığın sağladığı avantajlardan dolayı, gümrüksüz mağazacılık sektörünün en çok tercih edilen sektör olmuş olmasını da bize açıklamaktadır.

Her yıl yolcu başına harcama miktarlarının arttığı istatistiklerle açıklansa da, bugün baktığımızda, 1000-1200 m2’lik bir satış alanından 1.000.000 yolcu geçtiğinde yolcu başına ortalama harcamanın 18-20 €’yu bulduğu görülmektedir. Bu da bize gümrüksüz mağazacılığın ne kadar karlı bir sektör olduğunu kanıtlamaktadır.

Bu kadar karlı görünen gümrüksüz mağazacılık sektöründe, perakendenin genel mağazacılık anlayışının temelini oluşturan satışları arttırma ve müşterinin ilgisini çekme konularından yola çıkılarak birçok satış arttırıcı aktiviteler de düzenlenmektedir. Özellikle eşsiz bir müşteri deneyimi yaşatmayı hedefleyen gümrüksüz mağazacılık sektörü, içeri giren yolcunun ilgisini çekmek konusunda; mağazanın girişinden başlayan görsel çekicilik ile her türlü alışveriş kolaylığını satış arttırıcı aktivitelerle birleştirerek müşterilerin rahat, keyifli ve hızlı alışveriş yapmasına olanak sağlamaktadır.

Müşteri açısından değerlendirdiğimizde, oldukça rağbet gören bu niş sektör, gelen yolcu profillerine uygun özel ürün ve hizmetlerle beraber müşteri memnuniyetini üst sıralara taşımakta oldukça iddalı gözükmektedir. Ancak herşeyin başında şunu asla unutmaması gerekir ki, rekabetin yoğun olduğu gümrüksüz mağazacılık sektöründe de müşteri odaklılık konusu her zaman için en üst seviyededir. Bunun anlamı; müşterilere ne kadar ilgi gösterirsek ve onların isteklerine ne kadar doğru karşılık verebilirsek bununla doğru orantılı olarak müşteri kazanımını ve sadakatini artırıyor oluruz.

Artık ne üretirsem üreteyim satar modeli çok eskilerde kaldı onun yerine, ne kadar iyi ve farklı hizmet verirsem, ne kadar bilgili ve deneyimli olursam, ne kadar müşteri gözüyle görebilirsem o kadar satışları arattırabilirim modeli hakim. Genel olarak, müşterilerin satın alma alışkanlıklarını etkileyen faktörler arasında yer alan, marka, uygun fiyat, moda, prestij, statü sağlama gibi faktörlerin gümrüksüz mağazalar içinde geliştirilmesi bu mağazalar için de satışların yükseltecek unsurlar arasındadır.