Kişisel Markalamada Bahar Temizliği yazısının ardından bu sefer de ne gibi davranışlardan kaçınmamız gerektiğine odaklanmak istiyorum. Zira bir şeyi doğru yapmak ne kadar önemliyse, yanlışlardan kaçınmak da bir o kadar hayati diye düşünüyorum. İnsanların sizin kişisel markanızı tanıyıp ona bağlılık hissetmesi konusunda size en geniş hareket alanını tanıyan yer online platformlar olduğu için yine online varlığımız üzerinden gidip gözden kaçırmamamız gereken noktalara odaklanacağız.

Hikayenizi yalnızca kendinize saklamayın.
İnsanlar sizi neden takip ediyor? Belirli olaylar, durumlar, gelişmeler, ürünler ve hizmetler hakkındaki fikrinize ya da hissinize güvendikleri için. Ancak yeni iletişim düsturu, sunduğunuz içeriğin yalnızca “sonuç”lardan oluşan bir içerik değil, deneyimi paylaşan bir yaklaşım içermesi gerektiğini söylüyor. Öyleyse onlara, o sonuca varmanıza neden olan hikayeyi de anlatın. Hatta daha da iyisi, onları bu hikayenin bir parçası yapın. Böylece takipçileriniz sizi yalnızca fikirlerini takip ettikleri bir internet figürü olarak görmenin ötesine geçip birlikte deneyimler paylaştıkları arkadaşlarından biri gibi görecek, bu da sizin takipçileri gözünde güvenilirliğinizi, inanılırlığınızı ve etkileşim gücünüzü artıracaktır. İnsanlar “gerçek” bir şey arıyor, dolayısıyla sadece mutlu olduğunuz değil, gerektiğinde üzgün olduğunuz ya da aldığınız hizmetten ya da üründen memnun kalmadığınız anları da paylaşın. Kimse sürekli mutlu, huzurlu, iyi, dinç ya da enerjik olamaz. Nasıl ki gerçek hayatta iniş çıkışlar varsa, internette de hayat böyle ilerlemeli. Yoksa her an, “Eeeeh, bu da herkesi övüp duruyor ama…” diye takibi bıraktıkları internet figürlerinden biri olup çıkabilirsiniz.

Görünmezlik pelerinini çıkarın.
Kişisel markanız sizin yaratıcılığınızı, duygularınızı, günlük hayatınızda ihtiyaç duyduğunuz eksikler için geliştirdiğiniz çözümleri ya da belki de hayatı daha yaşanılır kılmak için ortaya koyduğunuz güzellikleri içeriyor olabilir. Ama unutmayın ki siz bu markanın sahibisiniz. Dolayısıyla bu markanın yüzü de sizsiniz. İnsanlar sizin kimliğiniz, bu markaya atfettiğiniz değer için sizi ve markanızı takip ediyor. Dolayısıyla görünmezlik pelerininin altına saklanmak markanıza sadece zarar verecek bir eylemdir. Hikayenizi sadece kendinize saklamamanız gerektiği gibi, suretinizi de yalnızca aynalara saklamamalısınız. Özellikle canlı yayınlar aracılığıyla gerçek zamanlı iletişim kurmanız, takipçilerinizle aranızda kişisel bir bağ geliştirmenizde etkili olacaktır. Ne de olsa kurumsal bir markadan ziyade kişisel markalara merakı olan insanlara hitap ediyorsunuz. Hedef kitlenizin değerlerine uygun hareket etmek zorundasınız.

Dün-bugün-yarın, aynı kişi olmaya devam edin.
Bir önceki yazımızda online tutarlılığın ne kadar önemli olduğuna değinmiştik. Ancak bu konu o kadar önemli ki, bu sefer başka bir açıdan daha hatırlatıp gözden kaçmasına engel olmak istiyorum. Farklı platformlar farklı içeriklerle farklı ihtiyaçlara hizmet ediyor. Ancak içerik olarak farklılaşmak tutarsızlık anlamına gelmiyor. Dolayısıyla bir platformda hayvanlara eziyet edilmemesiyle ilgili paylaşım yaparken diğerinde hayvanlar üzerinde test edilen ürünleri övmek gibi bir hataya düşmemeniz gerektiğini hatırlatmadan yazımı sonlandırmak istemedim.

Eskiden sınav sonuçlarını hesaplarken izlediğiniz yöntemi hatırlayın: Üç yanlış bir doğruyu götürür. Yani doğrularınızın yok olup gitmesini istemiyorsanız, hatalardan kaçınmanız şart.