Hava durumundan bahsetmek yalnızca yaşı ilerlemiş olanlara has bir algı gibi olsa da şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki mevsimin gidişatı benim ruh hâlim üzerinde çok ciddi bir etki yapıyor. Dolayısıyla hazır bahar nihayet gelmiş, güneş bizi ısıtmaya, etrafı çiçek kokuları ve kuş cıvıltıları sarmaya başlamışken içimi dolduran enerjiyi, doğaya ayak uydurup yenilenmeye harcamak istiyorum. Markalama alanında en sevdiğim konu kişisel marka olduğu için, kış boyunca havasız kalan kişisel marka stratejinizi özellikle sosyal medya platformlarında nasıl havalandırabileceğinize ve canlandırabileceğinize biraz değinelim diyorum.

İçerik her şeydir. Fotoğraf, video ve kısa cümleleri paylaştığımız sosyal medya platformlarının gündelik hayatımızın orta yerine yerleşmesiyle, yaptığımız iş ve yeteneklerimiz kadar ürettiğimiz içerik de bizi tanımlayan unsurlardan biri oldu. LinkedIn gibi profesyonel platformlarda dahi sosyal meseleler karşısında bir duruş belirtmek, gelişmeler hakkında görüş paylaşmak biz zorunluluğa dönüştü. Fakat bu noktada altını çizilmesi gereken bir husus var ki o da özgün olmak. Bir örnek verelim: Anneler gününde bir arkadaşınızın, profesyonel kontağınızın ya da herhangi bir şekilde iletişimde olduğunuz birinin sosyal medyada karşılaşacağı “klasik” postları paylaşanlardan biri olursanız maalesef dikkat çekici, ayırt edici ya da özgün bir içerikten ve dolayısıyla da size özel bir kişisel markadan bahsetmek mümkün olmaz. Kendi hakimiyet alanınızda jenerik içeriklere başvurmak yalnızca tembellik değil aynı zamanda özensizlik olarak da yorumlanabilir. Örneğimizdeki kadar basit bir konuda dahi size ait bir söz, anı, görsel ya da video, emin olun hem yaratıcılığınızı için hem de özgün içerik konusundaki hassasiyetinizi ortaya koymak harika bir fırsat.

Peki ya görsel? O önemsiz mi? Kimi araştırmacılar dikkat süresinin bir şehir efsanesi olduğunu iddia etse de hızla değişen bilgi kaynaklarımız ve bilgi edinme alışkanlıklarımız dikkat süremizin, özellikle 2000 yılından bu yana kısaldığını ve sekiz saniyeye kadar düştüğünü ortaya koyuyor. İnsanların dikkatini çekmek, onlara derdimizi anlatmak ya da en azından akılda kalmak için bu kadar kısa süremiz varken en vurucu yöntemi seçmekten başka ne şansımız var? Bu durumda izlenecek en sağlam yol, etkileyici bir fotoğrafla, “ilk intiba” sınavını geçmek olsa gerek. İlk karşılaşmada dış görünüşün önemini hâlâ inkâr edenler var mı bilemiyorum ama bilgi edinmek için okumaktan ziyade “bakmaya” başladığınızı hatırlarsanız, sizi en iyi şekilde yansıtan bir profil fotoğrafının ne kadar etkili olacağını da kolayca kavrayabilirsiniz. (Evet farkındayım, makalenin tamamını okumak sekiz saniyeden uzun sürüyor. Ama insan eski alışkanlıkları o kadar da kolay bırakamıyor, değil mi?)

Tutarlılık beklentisini hafife almayın. Her ne kadar post-truth döneminde gerçeği eğip bükmek gibi bir olguyla karşı karşıya olsak da etik özelliklerini ön plana çıkarak bir birey için “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz” ilkesi hâlâ geçerliliğini koruyor. Kişinin sözleriyle eylemlerinin uyuşmadığı noktada inandırıcılığı hızla erozyona uğruyor. Dolayısıyla sağlam bir duruş, istikrarlı söylemler ve gözden kaçırılmayan detaylar, sosyal medya üzerinden şekillendirdiğimiz marka kimliğinin gerçekliği ve inandırıcılığı açısından büyük önem taşıyor. Ancak, her şey gibi insanlar da değişebilir. Böyle bir durumda, sizi bu değişime iten gerekçeleri ya da takipçileriniz açısından önemli olduğuna inandığınız nedenleri anlaşılır şekilde paylaşmaya özen gösterin. Burada kastettiğim şey elbette hayatta aldığınız kararların sebeplerini insanlara anlatmanız gibi bir zorlama ve manasız bir kural değil. Altını çizmek istediğim şey, hayatın doğal akışına uygun olarak yeni bir değer benimsemeniz halinde, sizi daha önceki değerleriniz ya da içerikleriniz için takip etmeye başlayan insanlara bu durumu açıklamanın samimi bir yaklaşım olacağı.

Herkes ve her şey değişebilir. Bunu nasıl hikayelendirdiğiniz, bu değişim üzerinden nasıl bir iletişim kurduğunuz, hem sizin hem de sahiplendiğiniz yeni değerin hak ettiği karşılığı bulmasını sağlayacaktır.