Aşk; sadece kişiye değil, bir objeye, doğaya, hayvana, ürüne ve markaya da beslenebilen sonsuz bir sevgidir.

Aşk; sadece kişiye değil, bir objeye, doğaya, hayvana, ürüne ve markaya da beslenebilen sonsuz bir sevgidir. Bir ressam boyaya, fotoğrafçı çektiği karelere, modacı tasarladığı kıyafete, artist oynadığı senaryoya veya bir aşçı yemeğe aşık olabilir.
Didem Moralıoğlu ‘Ben Marka Olsam’ kitabında markalar için yepyeni bir pazarlama yönetimi olan aşkın; alışveriş rasyonelliğinden sıyrılıp, duygusal bir hal alarak, tüketicinin kalbine yaklaşmaya ve hislerine dokunmaya başladığını ve müşterinin bir markaya aşık olabilmesi için, markanın mantığın ötesine geçmesi gerektiğini vurguluyor.

Artık tüketiciler de tercihlerini yaparken kalpleriyle düşünüyor ve sevdikleri ürün ve hizmetlere yöneliyorlar. Tüketicinin duygu odaklı tercihlerle hareket etmesi, satın alma sürecinde karar verme olgusunun dinamiklerinin değiştiğini ve sürecin eskisine oranla çok daha kısaldığını gösteriyor. Yani müşterilerin aklını ve kalbini kazanmak için özenle tasarlanan imaj ve duygusal pazarlama uygulamaları artık bir zorunluluk haline geliyor. Bunu keşfeden markalar, müşterilerin aklını ve kalbini kazanmak için imaja ve duygusal pazarlama yöneliyor.

“Ben Marka Olsam” isimli kitabı da bir markaya duyulan aşkı anlatan Didem Moralıoğlu, aşkı şu şekilde tanımlıyor; “Aşk aynı zamanda, başımın üstünde dolaşan bulutlar mı, yoksa ben mi mutluluktan uçarak bulutlara çıkıyorum sorusunun cevabını bulamama durumudur.”