Pazarlama uzmanı Didem Moralıoğlu’nun Ben Marka Olsam isimli kitabı yaratıcılığınızı yönetmenize yardımcı olacak bir rehber niteliğinde. Üstelik iş hayatı, şirket, hesap deyince akla gelen sıkıcı kitaplardan da değil!

15 yıldır marka iletişimi alanında yöneticilik yapan Didem Moralıoğlu, kendi markasını yaratmak isteyen girişimciler için bir rehber kitap hazırladı. Epsilon Yayınları’ndan çıkan Ben Marka Olsam isimli kitap, ‘Ben bu markanın yerinde olsam nasıl yönetirdim?’ ‘Tüketici olsam markadan ne isterdim?’ gibi soruların cevabını arıyor. Kitabı okuyunca insanın aklına ‘Şirket ve müşteri ilişkileri öyle düşünüldüğü gibi sıkıcı değil’ fikri yerleşiyor. Çünkü Ben Marka Olsam herkesin keyifle okuyabileceği bir dille kaleme alınmış. Kitapta marka yaratmak, pazarlama, şirket büyütmenin sırları ve müşteri ilişkileri herkesin bildiği, dünyaca ünlü masallardan yola çıkılarak anlatılıyor. Yaratıcılığınızı geliştirmek ve kendi ürünlerinizi pazarlamak istiyorsanız Moralıoğlu’nun anlattıklarına kulak vermenizde fayda var.

YARATICI DOĞULMAZ, OLUNUR

Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin tasarım bölümünden mezun olan Moralıoğlu, akademide kazandığı yaratıcı bakış açısını pazarlama konusuyla birleştirmeye karar vermiş. Güzel sanatlar ve pazarlama uzaktan bakıldığında birbirinden çok farklı alanlar gibi görünse de Moralıoğlu tam tersini savunuyor: “Aslında güzel sanatlar akademisinden mezun olmanın, özellikle pazarlama sektöründe önemli bir avantaj sağladığını düşünüyorum. Günümüzde, tüketicideki değişim o kadar hızlı ki pazarda tutunabilmenin, yaşayabilmenin, büyüyebilmenin ve aynı zamanda rekabette farklılaşmanın tek çıkış yolu yaratıcı olmak.” Moralıoğlu, yaratıcılığın doğuştan değil, çalışarak elde edilebilecek bir yetenek olduğunu söylüyor. Yazara göre sınırlı olanaklarla değişik kombinasyonlar, yararlı ve uygulanabilir değerler elde edebilmek çok önemli. Moralıoğlu, “Yedi tane nota var ama melodiler sınırsız, üç tane ana renk var, fakat resimlerde binlerce renk görürsünüz” diyerek konuyu örneklendiriyor.

PAZARLAMA KALİTEDEN ÖNEMLİ

Moralıoğlu, kitabında ‘piyasanın kralı müşteridir’ diyor. Yani şirketler ürün imal etme odağından çok, müşteri elde etmeyi önemsemeli. Bunun için de en önemlisi empati yeteneğine sahip olabilmek. Kendi iş hayatında ‘ben marka olsam?’ sorusunu slogan edindiğini söyleyen yazar “Bir pazarlamacı için önemli olan, ürünün ve markanın içinde bulunduğu hayata odaklanması değil, o hayatı ürün ve markayla birlikte yaşaması, hissetmesi ve algılamasıdır.” İnsanı marka stratejisinin merkezine koyan herkesin iyi bir pazarlamacı olabileceğini söyleyen yazar, insan davranışlarını doğru gözlemleyip, analiz eden ve bu analizleri sentezleyip yaratıcı sonuçlar çıkaran kişilerin başarılı olduğunun altını çiziyor. Hatta öyle ki pazarlama yöntemi ürün kalitesinden bile daha önemli olabiliyor: “Ürünün kalitesinin, tüketici kanunlarına ve yönetmeliklere uygun olduğunu varsayarsak, pazarlama yöntemleri ürün kalitesinden daha önemli bir faktör haline gelebilir. Doğru olan ürünün kalitesiyle pazarlama yönteminin birbiriyle uyumlu olmasıdır.”

BREMEN MIZIKACILARI’NDAN ESİNLE EKİP RUHU

Ben Marka Olsam’da satış ve pazarlama teknikleri ünlü masallardan esinle anlatılıyor. Bunlardan biri de Grim Kardeşler’in meşhur masalı Bremen Mızıkacıları. “Kendilerine kötü davranan sahiplerinden kaçan bir eşek, bir köpek, bir kedi ve bir horozun hayali, Bremen’e gidip müzik yapabilmektir. Her biri birbirinden farklı olan bu hayvanlar tek başlarına çok büyük işler yapmasalar da üst üste çıktıkları bir gün, bir hırsızı korkutup kaçırmayı başarır. Böylece bir ekip olarak hareket etmenin, tek başlarına olmaktan daha iyi olduğuna karar verip bir daha ayrılmazlar.” Moralıoğlu bu masaldan yola çıkarak bir şirketteki satış ve pazarlama departmanlarının birlikte çalıştıkları takdirde başarıyı daha kolay elde edebileceklerine dikkat çekiyor.