didemoralioglu

Fiyat ile değer arasında ciddi bir fark vardır. Peki, ürününüz için hangi fiyatı belirlemelisiniz?
Çok az para istemek; satışı sağlar ama az kazanç getirir. Üstelik üç kuruşa marka değiştiren yanlış müşterileri ile indirimli fiyat ile boy ölçüşen veya bu fiyatı alt edecek rakipleri çeker. Bu da müşterinin ürüne bakışını ucuzlatır.
Çok fazla para istemek ise, hem satışı hem de müşteriyi elden kaçırtabilir. Yönetim dehası olan Peter Drucker bu konuda bir başka endişesini de şöyle dile getirmektedir: ”Yüksek fiyatlara tapınmak daima rakip için bir pazar yaratır.” Bir ürünün fiyatını belirlemenin en basit yolu, maliyeti belirleyip üzerine kâr marjı eklemektir. Maliyetiniz ürünü yapıp yapmamanızı anlatır müşterinin değer görüşü ile bir ilgisi yoktur. Fiyatı belirledikten sonraki asıl konu, satışı gerçekleştirmek için asla fiyatı kullanmamanızdır. Satışı gerçekleştirmek için değeri kullanmanız gerekir. Globalleşme, aşırı rekabet ve internet pazarları markaları ve şirketleri yeniden şekillendirmektedir. Her üç güçte, markalar açısından ürünün fiyatını aşağıya çekebilmeleri için ciddi bir baskı yaratmaktadır. Globalleşme; şirketlere üretimlerini daha ucuz alanlara kaydırmaya ve içinde bulundukları ülkeye ürünlerini yerli satıcıların verdikleri fiyatlardan daha düşük fiyatlara getirmeye sevk etmektedir. Aşırı rekabet, aynı müşteri için rekabet eden şirketler anlamına gelmekte olup, bu da fiyat indirimlerini getirmektedir. İnternet, insanların fiyatları daha kolay karşılaştırıp en düşük fiyat teklifine yönelmelerine olanak sağlıyor. Bu durumda, pazarlamada zorlayıcı olan bu makro trendler karşısında fiyatlar ile kârlılığı muhafaza etmenin yollarını bulmaktır.